top of page

Koklear Ölü Bölgelerde Amplifikasyon Stratejileri: Kural mı, İstisna mı?

Koklear ölü bölgeler (cochlear dead regions), odyoloji pratiğinde işitme cihazı fitting (uyumlama) sürecinde önemli bir tartışma konusudur. Hangi stratejinin en uygun olduğu konusunda farklı yaklaşımlar vardır: yüksek frekans kazancını sınırlamak, standart preskriptif formüllere sadık kalmak ya da frekans düşürme teknolojisini uygulamak. Bu yazıda, bu üç yaklaşımın detaylarını ve klinik uygulamadaki yansımalarını ele alıyoruz.

Koklear Ölü Bölgelerde Amplifikasyon Stratejileri: Kural mı, İstisna mı?

Koklear Ölü Bölge Nedir? 👂

Koklear ölü bölge, iç tüylü hücrelerin (inner hair cells) fonksiyonunu kaybettiği ve gelen ses sinyallerinin beyne doğru şekilde iletilemediği koklear alanlardır.

  • Özellikle dik eğimli işitme kayıplarında (>40 dB/oktav), 80–90 dB HL üzerindeki eşiklerle sık görülür.

  • Bu bölgelerde yüksek frekans seslerinin amplifikasyonu konuşma anlaşılırlığını artırmaz, bazı durumlarda daha da düşürebilir.

koklear ölü bölgede işitme cihazı stratejisini hasta üzerinde deneyen odyolog

1️⃣ Yalnızca Bir Oktav Üstüne Kadar Amplifikasyon

  • Geleneksel yaklaşım, ölü bölgenin sınırından yaklaşık bir oktav yukarıya kadar amplifikasyon yapılmasını önerir.

  • Örnek: Eğer ölü bölge 2000 Hz’de başlıyorsa, kazanç 3500 Hz’e kadar uygulanır.

  • Bu yöntemle yüksek frekans kazancı kesilir, hastanın konforu korunur ama bazı konuşma sesleri (örneğin /s/, /ş/) duyulamayabilir.


2️⃣ Standart Preskriptif Formüllere Sadık Kalmak

  • Daha güncel araştırmalar, ölü bölge varlığında bile farklı bir şey yapmaya gerek olmadığını savunur.

  • NAL-NL2 veya benzeri valide edilmiş fitting formülleri kullanılarak geniş bant frekans yanıtı sağlanır.

  • Bu strateji, cihazın tüm konuşma spektrumunu işlevsel şekilde güçlendirmesini hedefler.


3️⃣ Frekans Düşürme Teknolojisi (Frequency-Lowering)

  • Özellikle yüksek frekanslardaki ölü bölgelerde kullanılan bir yöntemdir.

  • İşitilemeyen yüksek frekanslı sesler, daha düşük frekans bantlarına taşınır.

  • Böylece hasta /s/, /ş/, /f/, /t/ gibi ince ünsüzleri duyma şansını yakalar.

  • Ancak bu teknoloji her hasta için uygun değildir, adaptasyon süreci gerektirir.


Çok Hafızalı Programlama: Klinik Esneklik

Günümüzde işitme cihazlarının çoğu çok hafızalı (multiple memory) programlama özelliğine sahiptir. Bu özellik, klinisyene esnek bir deneme alanı sunar:

  • 1. Program: NAL-NL2 hedeflerine göre 4000 Hz’e kadar kazanç.

  • 2. Program: Yüksek frekans kazancının azaltıldığı (roll-off) uyumlama.

  • 3. Program: Frekans düşürme teknolojisi ile desteklenmiş fitting.

Bu sayede hasta, farklı uyumlamaları gerçek yaşam koşullarında deneyebilir ve kendisi için en uygun stratejiyi seçebilir.


İntelligibility (Anlaşılırlık) ve Konfor Dengesi

Koklear ölü bölgelerde en büyük zorluk, konuşma anlaşılırlığı ile konfor arasında denge kurmaktır.

  • Fazla kazanç = rahatsız edici sesler.

  • Yetersiz kazanç = konuşma seslerini kaçırma.

  • Çözüm, kişiselleştirilmiş fitting stratejileriyle her hastaya özgü dengeyi bulmaktır.


Koklear ölü bölgeler, işitme cihazı fitting sürecinde özel dikkat gerektiren ama yönetilebilir bir durumdur. Klinik başarı, tek bir “altın kural”dan ziyade farklı stratejilerin kişiye özel uygulanması ile mümkündür.

Etiketler

koklear ölü bölge, cochlear dead regions, işitme cihazı uyumlama, fitting stratejileri, nal-nl2 fitting, frekans düşürme teknolojisi, yüksek frekans kaybı, multiple memory programlama, odyoloji klinik uygulama, işitme kaybı yönetimi

bottom of page